Söğüt Ağaçları , Atık Suları Arıtabilir mi ?

Milyonlarca litre birincil kentsel atık su, hızlı büyüyen söğüt ağaçları kullanılarak sürdürülebilir bir şekilde arıtılırken aynı zamanda yenilenebilir biyoenerji ve ‘yeşil’ kimyasallar üretilebilir.

Kanada’da her yıl altı trilyon litre belediye atık suyu kısmen arıtılıp çevreye salınırken, 150 milyar litre arıtılmamış kanalizasyon doğrudan bozulmamış yüzey sularına boşaltılıyor.

Şimdi araştırmacılar bu akışı durdurmanın bir yolunu buldular : Söğüt ağaçlarının köklerinden süzerek. Quebec’te bir plantasyonla deney yapan bilim insanları , hektar başına 30 milyon litreden fazla birincil atık suyun “biyo-rafineri” kullanılarak yıllık olarak arıtılabileceğini tahmin ediyor.

Araştırmanın baş yazarı ve doktora öğrencisi Eszter Sas, “Bu ağaçların bu kadar yüksek miktarda atık suyu nasıl tolere edip arıtabileceğini hâlâ araştırıyoruz , ancak söğütlerin karmaşık ‘fito’-kimyasal araç takımı bize heyecan verici ipuçları veriyor” dedi.

Söğüt ağaçları doğal olarak kirlenmeye karşı toleranslıdır ve kökleri kanalizasyondaki yüksek nitrojeni filtreler, aslında üretilen biyokütleyi üç katına çıkarır, bu da daha sonra fosil yakıtlara alternatif olan yenilenebilir lignoselülozik biyoyakıtlar için hasat edilebilir.

ikinci nesil biyoyakıtlar

Fosil yakıtlara bir alternatif olan bu sözde ikinci nesil biyoyakıtlar, gıda zincirindeki hammaddeler için doğrudan rekabet etmezler.

Araştırmalarında, Sas ve UdeM ve Imperial College London’dan bitki bilimciler, biyokimyacılar ve kimya mühendislerinden oluşan Kanadalı-İngiliz bir ekip, ağaçlar tarafından üretilen yeni çıkarılabilir ‘yeşil’ kimyasalları tanımlamak için gelişmiş metabolomik (kimyasal) profilleme teknolojisini kullandı.

Söğütlerin yüksek miktarlarda ürettiği salisilik aside (en çok aspirinin ana maddesi olarak bilinir) ek olarak, önemli antioksidan, antikanser, antienflamatuar ve antimikrobiyal özelliklere sahip bir dizi “yeşil” kimyasal, kanalizasyon filtrasyonu yoluyla zenginleştirildi.

Sas, “Endüklenen kimyasal bileşiklerin çoğu daha önce söğütlerde görülmese de, bazıları meyan kökü ve mangrov gibi tuza dayanıklı bitkilerde gözlendi ve güçlü antioksidanlar olduğu biliniyor” dedi.

“İlginç bir şekilde, uyarılmış kimyasalların bir kısmı tamamen tanımlanmamış . Binlerce yıldır var olan söğüt ağaçlarında bile, keşfedilmeyi bekleyen ne kadar yeni bitki kimyası olduğu şaşırtıcı” diye ekledi.

ŞAŞIRTICI DERECEDE YÜKSEK VERİM

Söğütlerin atıksu arıtımının yıllık lignoselülozik biyoyakıt ve ‘yeşil’ kimyasal verimler üzerindeki etkisine bakıldığında, Sas’ ekibi deneysel plantasyonlarını kanalizasyonla sulamanın olumsuz yansımalarını bekliyordu. Ancak, verimler gerçekten bu kadar yükseldiğinde şaşırdılar

Sas’ın UdeM’deki doktora danışmanı Frédéric Pitre, “Atıksu arıtımı gibi çevresel zorlukları ele almak için doğal çözümler kullanmanın faydalarından biri, yenilenebilir biyoenerji ve yeşil kimya gibi tamamlayıcı biyo ürünler üretebilmemizdir” dedi.

“Bu biyorafineri konsepti, yeni çevre teknolojilerinin, yüksek düzeyde yerleşik petrol bazlı fosil yakıtlar ve kimyasallar pazarlarıyla ekonomik olarak rekabet etmesine izin verirken, aynı zamanda ekosisteme devam eden insan hasarını azaltmaya yardımcı olması açısından harika görünüyor.”

Kaynak : chemeurope.com 

Orijinal Yayın : sciencedirect.com

 

Sülfatsız şampuan nedir? Neden bu kadar ünlü ve gerekli mi?

 

Hepimizin günlük hayatında oldukça fazla sayıda ve çeşitte kimyasal ürün bulunmakta. Bunlar bulaşık deterjanından şampuana, ojeden saç spreyine uzanabilir. Peki en çok kullandıklarımızdan biri olan şampuanın içeriği ne kadar sağlığımıza uygun? Doğal içerikli olduğu söylenen, pek çok bitki özlü olduğu iddia edilen şampuanlar gerçekten saça yararlı mı?

Deterjanda ve şampuanlarda adını sıkça gördüğümüz sülfat, yağı ve kiri çıkarmak için köpürtücü etki yaratmak amacıyla eklenir. Anyonik yüzey aktif maddeler adı verilen ve maddeleri temizleyen bir temizleyici sınıfına aittirler.  Bu sebeple sülfat içeren kimyasalların en derin temizlemeyi yaptığı düşünülmektedir. Bu sebeple şampuanlarda çokça rastlanır. 

Şampuanda 2 farklı tür sülfat kullanılır. Bunlar Sodyum lauril sülfat (SLS) ve Sodyum laureth sülfattır(SLES). Bu ürünlerdeki diğer kimyasallarla reaksiyona girebilir. Ölü hücreleri arındırmada ve kiri sökmede başarılır fakat doğal nem düzeyini bozduğu , saç derisini kuruttuğu düşünülür.

Bazı çalışmalara göre sülfatın bazı kişilerde saç derisine zararlı olduğu ve cilt tahrişine neden olduğu fark edildi. Bazı bilim adamları kanserojen olduğunu öne sürse de SLS ve SLES, kanserojen maddeleri takip ve tescil eden kuruluşlar tarafından kanserojen olarak sınıflandırılmamaktadır. Her iki maddenin de kansere yol açmak gibi insan sağlığı için risk teşkil edecek bir özelliği bulunmamaktadır. Ancak şunu söylemekte yarar var ki doğaya verdiği zarar ve hassas saç derisine sahip bünyelerdeki kişiler için saç derisine verebileceği hasar göz önüne alındığında daha doğal ürünlere gitmek doğaya ve kendimize yapacağımız bir iyilik olabilir.

Referanslar:

https://www.healthline.com/health/sulfate-in-shampoo#TOC_TITLE_HDR_1

https://www.healthline.com/health/sulfate-in-shampoo#when-to-avoid-sulfates

http://www.ktsd.org.tr/sayfa-3101-sodyum-lauril-sulfatsodyum-laureth-sulfat-